“Şu koskocaman dünyada benim kadar yapayalnız dolaşan bir insan daha var mı acaba? Kime, ne anlatabilirim?”
-Kürk Mantolu Madonna-
Eğer kullandığım sözcükler anlamsızca dudaklarımdan dökülürse, bu şapşal sözcüklerin kendi kendileriyle dalga geçmelerine izin verelim; başka sözcükler de duyup gelsin, onların başına toplansın diye. Ben bir süre kanat çırpmalıyım. Oyalanmalıyım. Böceklerin girdap girdap, elmas şekilli gözlerinden dalga dalga yayılarak bakmalıyım dünyaya. Bir dakikacık dokunmayın bana. Bırakın, herşeye kendi gözlerimle bakayım bir süre. Bırakın, zambak yaprakları içinde dans edip titreyen suların köpüklerini alayım ve anlamsız sözcükler gibi uçuşayım havalarda, bırakın. Anlıyor musunuz? Bırakın, sırt üstü uzanayım uzun çimenlerde ve güneşe bakayım, kırmızı ağaç gövdelerini seyredeyim ve dallardaki su tanelerini… Bırakın, boyayayım onları ve tekrar kurayım hepsini kendi sözcüklerimle. Yalnız ve güçlü sözcüklerle… Bırakın, dünyanın kıyısında durayım ve ona bakayım; yalnız ve dürüstçe…
1995-1997
RACHEL
“İnsanoğlunun en zor koşullar altında bile nazik, cesur, cömert, güzel ve güçlü olabileceğini gösterebilen herkesten ilham almalıyız.”
“En ağır koşullarda bile insan kalabilme gücü ve yeteneğini keşfetmekte olduğunu yazmalıyım ki, bunu daha önce bilmezdim. Galiba aslolan onur…”
“Para kazanın, kendinize ait boş bir oda ve boş zaman yaratın. Ve yazın, erkekler ne der diye düşünmeden yazın! “
Virginia Woolf
İkimiz de biliyoruz, sevgilim,
öğrettiler:
aç kalmayı, üşümeyi,
yorgunluğu ölesiye
ve birbirimizden ayrı düşmeyi.
Henüz öldürmek zorunda bırakılmadık
ve öldürülmek işi geçmedi başımızdan.
İkimiz de biliyoruz, sevgilim,
öğretebiliriz:
dövüşmeyi insanlarımız için
ve her gün biraz daha candan
biraz daha iyi
sevmeyi…
Nazım Hikmet
Uzun bir aradan sonra yazmak istedim kelimeler boğazımda düğüm düğümken kana kana su içmek gibi şimdi içimi dökmek sayfalara. Anlatamıyorum çoğu zaman derdimi konuşarak ya da anlaşılamıyorum. Çok mu karmaşığım çok mu yabancıyım insanlara. Varlığın diyorum bir amacı olmalı var olabilmek adına. Göz açıp kapamak gibi bir olay değil yaşamak. Her nefesin bir anlamı olmalı, her sözün, her dokunuşun. Çok şüphelerim var bu akşam. Neden yaşıyorum? Hiçbir getirisi yok şu an hayatımın. Okuyorum ama neden? Geziyorum, dinliyorum ama ne etkisi var bunun? Benim neye yararım var? Ölsem ne fark eder? Ne değişir? Hiçbir şey. Cevap yok. Sessizlik. Çaba çaba çaba ve yokluk. Çok mu ciddiye alıyorum hayatı? Hayat ciddiye almaya değmez mi? Meşgul edemiyorum kendimi… Tempolu hayat kesmedi sesini düşüncelerimin. Ağlamak anlamsız, isyan etmekte… Her şey insanla başlar ama benim insanlığımın bir başlangıcı ve bir sonucu yok. Neden devam etmeli? Bunun cevabını arıyorum…